Sınırsız güç ve para egemenliği ve maskülanitenin birleştiği 80'ler başının unutulmaz sinema karakterlerinden Tony Montana nam-ı diğer Scarface, filmin yeni bir versiyonunda tekrar hayat bulacak olsaydı eğer, nasıl bir teknesi olurdu? 38 metre gibi mütevazı(!) bir tekne tercih edecek olsaydı,şüphesiz Strand Craft seçenekleri arasındaydı şimdiden!
Birçok güç sembolü tekne var elbette fakat Strand Craft 122'yle Montana'yı bu denli bağdaştırmamın sebebi teknenin art deco esinlenmeli iç mekanları...
Zira hatırlayacaksınız,Scarface'in baş karakterinin gücünü,otoritesini,banka hesabının sıfırlarını sembolize eden son derece ihtişamlı,baskın renkler ağırlıklı mekanlar vardı filmde,hele o ofisi!
Baş harflerinin sırma ipliklerle nakışlı olduğu siyah koltuğu,ara sıra varak dokunuşlarla bölünen,siyah perdeleri,siyah duvarları...E tabi,dolayısıyla teknenin bu siyah ağırlıklı salonunu görünce aklımda direk çağrışım yapan ister istemez Scarface'in unutulmaz sahneleri oldu!
Tabi ihtişam iç mekanlar veya styling ile sınırlı değil burada,asıl özellik,teknenin kıç bölümünde saklı garaj,ve o garajın içinde teknenin bir hediyesi olarak çıkan 'tender',ama tender diyorsam bu bildiğiniz tender(yardımcı bot)lardan değil; Tender adlı el yapımı bir otomobil!
İbresinde en son 370'i görebileceğiniz bu dünyanın en cool 'tender'ının Strand Craft 122 ile birarada tasarlanarak ve bir parçası olarak satılması daha doğrusu sürpriz hediye olarak verilmesi ise uluslarası piyasada bir ilk..!
Gray Design tasarımı SC122'nin bu hız potansiyeli son derece yüksek zarif armağanı İtalya'da imal edilecek ve gövde tamamen karbonfiber olacak!
...Evet,Scarface'in backgroundları 2000 lere hazır,ama Tony Montana'yı kim oynardı,onu da sizin hayal gücünüze bırakıyorum!
27 Kasım 2010 Cumartesi
26 Kasım 2010 Cuma
RÜYA İKİLİ; AQUARIVA & GUCCI!
Tekne ve moda dünyası daha önce de biraraya gelmişti ama bu kez öyle görgüsüzlük sembolü abartılı tasarımlarıyla prim yapan İtalyan markaları değil sözünü ettiğimiz ikili,klasın ve belli bir yaşam tarzının sembolleri olmuş iki efsane; Riva ve Gucci!
Riva'nın Aquariva modelinde imza atılan bu birliktelikte bir styling değişimi yok, sadece gövdedeki vernik yerini beyaz renge bırakmış fakat kaptanın windscreen'inden teknenin başına doğru olan bölümdeki bir mücevher gibi parıl parıl parlayan 20 kat vernik yemiş maun kullanımı klasiği hala mevcut :)...Tüm döşemeler beyaz Gucci monogram baskılı ve Gucci'nin de bu birliktelik için piyasaya sürdüğü özel aksesuar tasarımları var,yukarıda daha yakından gördüğünüz ünlü Riva turkuazıyla çerçevelenmiş fular,ve döşemelerde kullanılan beyaz baskılı monogramdan esinlenilen çanta ve sandaletler gibi!
Bu birlikteliğin çocuğu olan Guccirivalar 595,000 eurodan başlayan fiyatlarıyla kolay ulaşılır bir tarz yaklaşımı olmasa da,Gucci'nin bu harbour style ürünleri bile o havayı yaşamak için yeterli!
6 Kasım 2010 Cumartesi
ULUSLARASI ÜNDE TÜRK TERSANELERİ-BÖLÜM II
DRAGOS YACHTS-ANTALYA SB
Otomobiller ve mekanikten çok iyi anlayan ve asıl mesleği kimya mühendisliği olan 70 li yılların ünlü rallicisi Ali Furgaç tarafından kurulmuş bir aile şirketi Dragos Yachts...Üretim serüveni 1994'te İstanbul'da başlayan ve ünü ülke sınırlarını çoktan aşan firma 2005 yılında Antalya Serbest Bölgeye taşındı.Şimdiye kadar teslim ettikleri tekne sayısı ise,21 ve 35 metre arası olmak üzere 17 adet!
Bünyesinde halihazırda gemi inşa mühendisi ve iç mimar bulunduran DY,tasarım ve üretim aşamalarını yıllardır kendi içinde çözüyor,son harikaları ise; Jafe Tica adında 35,6 metrelik nir motoryat.
Bu İngiliz asıllı bir müşteriye yapılan bir tekrar projesi,hatta zaman içinde aynı müşteriye 4- 5 tekne yaptıkları bile olmuş olan firmanın en büyük büyüsü yaptıkları işin kalitesinin yanısıra samimiyetlerini ve dialog kabiliyetlerini ortaya koydukları projelere yansıtarak tekne sahipleri ile yıllara dayanan gerçek dostluklar oluşturmaları...
CMB YACHTS-ANTALYA SB
Trabzonlu bir ailenin çok çok uzun yıllar önce fındık üretimi ile başlayan iş kollarını 1995 yılında şirketin başına yeni kuşağın geçmesiyle genişleten ve enerji ve yatçılık sektöründe de iddialı projelere imza atmaya niyetli olan Başaran Gruba ait CMB Yachts ile devam ediyoruz..Yapımı yaklaşık 3 senedir süren Avrupa'nın tamamı kompozit en büyük motoryatını suya indirdiler geçtiğimiz aylarda ve sonuç ortada; iddiası oranında realize olmuş profesyonel ve uluslarası bir konstrüksiyon.
Hollanda Bazlı Diana Yacht Design tarafından stylingi yapılan ve Alman Schnaase tasarım firması tarafından iç mekanları düzenlenen Mystic'in bir boy büyüğü Mina da gene tamamen kompozit olacak ve aynı tasarım ekibiyle çalışılacak,tabi bu demek değilki tasarım tamamen yabancı mimar ve mühendislerle yürütülüyor,Firmanın bünyesinde sürekli çalışan 2 gemi inşa mühendisi,2 iç mimar ve 1 tekniker var.Gelecek planları arasında ise daha küçük ebatlı teknelerle Bahreyn asıllı bir firma ile bir ortaklık bünyesinde, orta doğuya açılmak mevcut!
VANELLI YACHTS,ANTALYA SB
Antalya'nın asla atlanamayacak tersanelerinden biri de Vanelli Yachts...Ünlü tekstilci Erol Türkün tarafından 2004 yılında kurulan firma, sahibinin çocukluğundan o zamana kadar geliştirdiği teknecilik sektöründeki üstün bilgi birikimi ve doğru bağlantıları birleşince sektöre iddialı bir giriş yaptı.Yıllar içerisinde de marketteki kalıcılığını ortaya koydu.A'dan Z'ye tasarımdan üretimin son noktasına kadar operasyonu kendi bünyesinde çözümleyen nadir tersanelerden biri oldu.20,000 m2 alan içerisinde 100 kişinin üstünde bir ekiple çalışanVanelli Yachts ilk kurulduğu yıllarda TSMM Nedship tersanesiyle ortak çalışmalar yürüttü,muhteşem tekneleri 33 metrelik Vanelli 110 da o ortak çalışmanın ürünü...
Teknenin iç mekanları Amerika bazlı bir firmadan; Boston Design Infinitus...Yeni inşaları ise 22 metrelik bir trawler olacak.
Ve Antalya'da konumlanmış tersanelerden geçiyoruz,Marmara'ya; Kocaeli S.B. ve son 25 yılda tekneciliğin yüzünü oldukça değiştirdiği eski sayfiye yeri; İstanbul Tuzla'ya...
Yıllardır dünya çapında işler yapan üretici firmaların yani tersanelerin sayısı Marmara'da 50'yi aşmış durumda,biz gene en bilinenlerini masaya yatırıyoruz....
YACHTLEY-KOCAELİ S.B.
Bu ismi yaklaşık bir buçuk sene önce Suudi Prens Muhammed Bin Abdulaziz'e teslim ettikleri ilk tekne ile duymuş olmalısınız.Zira sözünü ettiğim tekne 65 metre ile Türkiye'de yapılmış en büyük megayat idi ve medya da oldukça ses getirmişti.Arap sermayeli Yachtley'in bu ilk harikasının iç dizaynını is Donald Starkey yapmıştı.
Evet,gördüğünüz devasa yat bir Feadship ya da Benetti falan değil,dünyada sayılı sınırsızlıkta sermayeye sahip olan ve istese vereceği milyon dolarlara hiç acımadan teknesini adı prestij olan firmalara sipariş edebilecek güçteki Arap Kraliyet ailesinin güvendiği bir Türkiye tersanesinin ürünü.2005 yılında Yay Gemi Yapım olarak açılan firmanın zamanla isim değişikliğine gittiği ve Yachtley adını aldığı biliniyor.Yüzde 99'u Arap sermayeden oluşsa da firmanın müdürü de çalışanları da Türk.Yapıldığı yıl dünya üzerinde üretilen 27 megayatdan biri olan siparişin elbette devamları da geliyor...Şu anda hangarda yapımı süren ve 2012 yılında bitmesi planlanan Elements bu siparişlerden biri...
Stylingi tutarlı bir klasik fakat asıl iç mekanları oldukça gösterişli tasarlanmış,en etkileyici yanı ise henüz bitmemiş olmasına rağmen mekanı yaşatan oldukça gerçekçi görselleri...
Hangar ve atölye ölçülerinin alışılmışın dışında ebatları dolayısıyla şu anda olası bir sipariş durumunda 100-220 metre arası 2 megayatı aynı anda yapıp teslim edebilme olanağı ise dünyada bir tersanenin tanıdığı bir ilk...
DUNYA YACHTS-IST,TUZLA
Tuzla'yı biliyorsanız az çok,ya da yolunuz düştüyse Dunya Yachts'ın 'burada ciddi anlamda uluslarası birşeyler oluyor' dedirtip ağzınızı açık bırakacak deniz kenarındaki o devasa hangarlarını görmemiş olmanız imkansız..!
Daha önceleri Ursa adı altında 80li yılların başından beri irili ufaklı birçok refit projesi yapan ve kimyasal tankeri imal eden tersane 2000lerin ortasında genç kuşağın başa geçmesiyle çehresini tamamen değiştirdi ve megayat üretim sektörüne çok büyük bir iddia ile giriş yaptı; bu işi en iyisini yaptıkları tüm dünyaca çok çok iyi bilinen Kuzey Avrupa tersanelerinin çizgisini yakalamak...Hatta sipariş beklemeden olası müşteri potansiyelini hedef alarak 2 tane gövde kurarak hayallerini realize etmeye başladılar.O teknelerden biri bu yıl diğeri önümüzdeki yıl artık tamamlanmış olacak.Refit işlerini bir yandan yürüten tersanenin kadrosunda 174 kişi çalışıyor,bunlaradn 18'i gemi inşa mühendisi,3'ü ise iç mimar...Piyasaya hazırladıkları teknelerin marketingi için hiçbirşeyden kaçınmayan ileri görüşlü genç kuşak Red Square adlı bitmek üzere olan ilk teknelerinin iç mekanlarında ise gerçek bir yıldızla çalıştı;Alberto Pinto...
Alberto Pinto'nun emrinde çalışan onlarca kişilik orduyu hesaba katarsak hala kendimi oturup çiziyor bilemeyiz ama,tüm bilgisayar harikalarına rağmen el çizimlerinin de büyüsü bir başka değilmi?
...Tabi artık teknoloji çağındayız ve bir müşteriyi hele de potansiyel bir megayat alıcısını el çizimleriyle büyülemek artık geçmişte kaldı,işte Dunya'nın ilk kızları Red Square ve Warrior'ın son derece başarılı illustrasyonları...
Tıpkı gerçek gibi,zaten çok yakında da tamamlanma süreçleri bitiyor ve firma yıllardır yabancı medya da sürdürdükleri reklam kampanyaları ve sosyal ağlarının meyvalarını artık toplayacak,bizim de yüzümüzü ağırtacak tabi ki!
Yönetimde Sedat Ergün gibi oldukça genç bir başkan olmasına rağmen,sadece tersanenin değil Türkiye'nin de bu konudaki artı eksileri çok iyi belirlenmiş,ve Türkiye'nin Avrupa'ya ve Çin'e kıyasla avantajları her fırsatta gerek röportajlarda gerek makalelerde dile getiriliyor,gerçekçi bir mali gider tablosu çiziliyor ve referansları henüz tam olarak realize olmamış olsa da bu kendine güven kesinlikle potansiyel müşterileri kendilerine çekiyor...
Ülkemizde yapılan işler bu piyasanın içerisinde olanlar için bile takip etmesi güç hızda büyük gelişmelere sahne oluyor,dipsiz bir kuyu gibi,araştırdıkça piyasayı iyi takip ettiğini düşünen biri olarak birçok yeni detayla karşılaşıyorum,şaşkınlığımı gizleyemiyorum!
Türkiye'nin tersane alanında en iyileri,en profesyonellerinin 3. bölümüyle devam ediyoruz,tabi ilerleyen günlerde ;)
Otomobiller ve mekanikten çok iyi anlayan ve asıl mesleği kimya mühendisliği olan 70 li yılların ünlü rallicisi Ali Furgaç tarafından kurulmuş bir aile şirketi Dragos Yachts...Üretim serüveni 1994'te İstanbul'da başlayan ve ünü ülke sınırlarını çoktan aşan firma 2005 yılında Antalya Serbest Bölgeye taşındı.Şimdiye kadar teslim ettikleri tekne sayısı ise,21 ve 35 metre arası olmak üzere 17 adet!
Bünyesinde halihazırda gemi inşa mühendisi ve iç mimar bulunduran DY,tasarım ve üretim aşamalarını yıllardır kendi içinde çözüyor,son harikaları ise; Jafe Tica adında 35,6 metrelik nir motoryat.
Bu İngiliz asıllı bir müşteriye yapılan bir tekrar projesi,hatta zaman içinde aynı müşteriye 4- 5 tekne yaptıkları bile olmuş olan firmanın en büyük büyüsü yaptıkları işin kalitesinin yanısıra samimiyetlerini ve dialog kabiliyetlerini ortaya koydukları projelere yansıtarak tekne sahipleri ile yıllara dayanan gerçek dostluklar oluşturmaları...
CMB YACHTS-ANTALYA SB
Trabzonlu bir ailenin çok çok uzun yıllar önce fındık üretimi ile başlayan iş kollarını 1995 yılında şirketin başına yeni kuşağın geçmesiyle genişleten ve enerji ve yatçılık sektöründe de iddialı projelere imza atmaya niyetli olan Başaran Gruba ait CMB Yachts ile devam ediyoruz..Yapımı yaklaşık 3 senedir süren Avrupa'nın tamamı kompozit en büyük motoryatını suya indirdiler geçtiğimiz aylarda ve sonuç ortada; iddiası oranında realize olmuş profesyonel ve uluslarası bir konstrüksiyon.
Hollanda Bazlı Diana Yacht Design tarafından stylingi yapılan ve Alman Schnaase tasarım firması tarafından iç mekanları düzenlenen Mystic'in bir boy büyüğü Mina da gene tamamen kompozit olacak ve aynı tasarım ekibiyle çalışılacak,tabi bu demek değilki tasarım tamamen yabancı mimar ve mühendislerle yürütülüyor,Firmanın bünyesinde sürekli çalışan 2 gemi inşa mühendisi,2 iç mimar ve 1 tekniker var.Gelecek planları arasında ise daha küçük ebatlı teknelerle Bahreyn asıllı bir firma ile bir ortaklık bünyesinde, orta doğuya açılmak mevcut!
VANELLI YACHTS,ANTALYA SB
Antalya'nın asla atlanamayacak tersanelerinden biri de Vanelli Yachts...Ünlü tekstilci Erol Türkün tarafından 2004 yılında kurulan firma, sahibinin çocukluğundan o zamana kadar geliştirdiği teknecilik sektöründeki üstün bilgi birikimi ve doğru bağlantıları birleşince sektöre iddialı bir giriş yaptı.Yıllar içerisinde de marketteki kalıcılığını ortaya koydu.A'dan Z'ye tasarımdan üretimin son noktasına kadar operasyonu kendi bünyesinde çözümleyen nadir tersanelerden biri oldu.20,000 m2 alan içerisinde 100 kişinin üstünde bir ekiple çalışanVanelli Yachts ilk kurulduğu yıllarda TSMM Nedship tersanesiyle ortak çalışmalar yürüttü,muhteşem tekneleri 33 metrelik Vanelli 110 da o ortak çalışmanın ürünü...
Teknenin iç mekanları Amerika bazlı bir firmadan; Boston Design Infinitus...Yeni inşaları ise 22 metrelik bir trawler olacak.
Ve Antalya'da konumlanmış tersanelerden geçiyoruz,Marmara'ya; Kocaeli S.B. ve son 25 yılda tekneciliğin yüzünü oldukça değiştirdiği eski sayfiye yeri; İstanbul Tuzla'ya...
Yıllardır dünya çapında işler yapan üretici firmaların yani tersanelerin sayısı Marmara'da 50'yi aşmış durumda,biz gene en bilinenlerini masaya yatırıyoruz....
YACHTLEY-KOCAELİ S.B.
Bu ismi yaklaşık bir buçuk sene önce Suudi Prens Muhammed Bin Abdulaziz'e teslim ettikleri ilk tekne ile duymuş olmalısınız.Zira sözünü ettiğim tekne 65 metre ile Türkiye'de yapılmış en büyük megayat idi ve medya da oldukça ses getirmişti.Arap sermayeli Yachtley'in bu ilk harikasının iç dizaynını is Donald Starkey yapmıştı.
Evet,gördüğünüz devasa yat bir Feadship ya da Benetti falan değil,dünyada sayılı sınırsızlıkta sermayeye sahip olan ve istese vereceği milyon dolarlara hiç acımadan teknesini adı prestij olan firmalara sipariş edebilecek güçteki Arap Kraliyet ailesinin güvendiği bir Türkiye tersanesinin ürünü.2005 yılında Yay Gemi Yapım olarak açılan firmanın zamanla isim değişikliğine gittiği ve Yachtley adını aldığı biliniyor.Yüzde 99'u Arap sermayeden oluşsa da firmanın müdürü de çalışanları da Türk.Yapıldığı yıl dünya üzerinde üretilen 27 megayatdan biri olan siparişin elbette devamları da geliyor...Şu anda hangarda yapımı süren ve 2012 yılında bitmesi planlanan Elements bu siparişlerden biri...
Stylingi tutarlı bir klasik fakat asıl iç mekanları oldukça gösterişli tasarlanmış,en etkileyici yanı ise henüz bitmemiş olmasına rağmen mekanı yaşatan oldukça gerçekçi görselleri...
Hangar ve atölye ölçülerinin alışılmışın dışında ebatları dolayısıyla şu anda olası bir sipariş durumunda 100-220 metre arası 2 megayatı aynı anda yapıp teslim edebilme olanağı ise dünyada bir tersanenin tanıdığı bir ilk...
DUNYA YACHTS-IST,TUZLA
Tuzla'yı biliyorsanız az çok,ya da yolunuz düştüyse Dunya Yachts'ın 'burada ciddi anlamda uluslarası birşeyler oluyor' dedirtip ağzınızı açık bırakacak deniz kenarındaki o devasa hangarlarını görmemiş olmanız imkansız..!
Daha önceleri Ursa adı altında 80li yılların başından beri irili ufaklı birçok refit projesi yapan ve kimyasal tankeri imal eden tersane 2000lerin ortasında genç kuşağın başa geçmesiyle çehresini tamamen değiştirdi ve megayat üretim sektörüne çok büyük bir iddia ile giriş yaptı; bu işi en iyisini yaptıkları tüm dünyaca çok çok iyi bilinen Kuzey Avrupa tersanelerinin çizgisini yakalamak...Hatta sipariş beklemeden olası müşteri potansiyelini hedef alarak 2 tane gövde kurarak hayallerini realize etmeye başladılar.O teknelerden biri bu yıl diğeri önümüzdeki yıl artık tamamlanmış olacak.Refit işlerini bir yandan yürüten tersanenin kadrosunda 174 kişi çalışıyor,bunlaradn 18'i gemi inşa mühendisi,3'ü ise iç mimar...Piyasaya hazırladıkları teknelerin marketingi için hiçbirşeyden kaçınmayan ileri görüşlü genç kuşak Red Square adlı bitmek üzere olan ilk teknelerinin iç mekanlarında ise gerçek bir yıldızla çalıştı;Alberto Pinto...
Alberto Pinto'nun emrinde çalışan onlarca kişilik orduyu hesaba katarsak hala kendimi oturup çiziyor bilemeyiz ama,tüm bilgisayar harikalarına rağmen el çizimlerinin de büyüsü bir başka değilmi?
...Tabi artık teknoloji çağındayız ve bir müşteriyi hele de potansiyel bir megayat alıcısını el çizimleriyle büyülemek artık geçmişte kaldı,işte Dunya'nın ilk kızları Red Square ve Warrior'ın son derece başarılı illustrasyonları...
Tıpkı gerçek gibi,zaten çok yakında da tamamlanma süreçleri bitiyor ve firma yıllardır yabancı medya da sürdürdükleri reklam kampanyaları ve sosyal ağlarının meyvalarını artık toplayacak,bizim de yüzümüzü ağırtacak tabi ki!
Yönetimde Sedat Ergün gibi oldukça genç bir başkan olmasına rağmen,sadece tersanenin değil Türkiye'nin de bu konudaki artı eksileri çok iyi belirlenmiş,ve Türkiye'nin Avrupa'ya ve Çin'e kıyasla avantajları her fırsatta gerek röportajlarda gerek makalelerde dile getiriliyor,gerçekçi bir mali gider tablosu çiziliyor ve referansları henüz tam olarak realize olmamış olsa da bu kendine güven kesinlikle potansiyel müşterileri kendilerine çekiyor...
Ülkemizde yapılan işler bu piyasanın içerisinde olanlar için bile takip etmesi güç hızda büyük gelişmelere sahne oluyor,dipsiz bir kuyu gibi,araştırdıkça piyasayı iyi takip ettiğini düşünen biri olarak birçok yeni detayla karşılaşıyorum,şaşkınlığımı gizleyemiyorum!
Türkiye'nin tersane alanında en iyileri,en profesyonellerinin 3. bölümüyle devam ediyoruz,tabi ilerleyen günlerde ;)
25 Ekim 2010 Pazartesi
ULUSLARARASI ÜNDE TÜRKİYE TERSANELERİ-BÖLÜM I
2008 krizi yılında 30 metre üzeri 22 adet tekne teslim etti,en büyük megayat üreticileri arasında üçüncü olarak yerini aldı,suya indirdiği teknelerin ortalama uzunluğu 40 metre civarındaydı(averajı 38 metre olan İtalya'ya ve kendine sadece 1 metreyle fark atan Amerika'ya kıyasla)Bir sonraki yılın programı önceden hazırdı;30 metre civarı 76 adet proje siparişi tamamlanacaktı,bazıları devam eden bazıları yeni inşaa olmak üzere...Bu rakam o yıl için Almanya'dan tam 36 adet fazla ve Hollanda'dan tam sadece 7 adet azdı!...ve siparişleri verenler ünleri hiçde azımsanacak isimler değildi!Hangi ülkedenmi bahsediyorum?Tabi ki Türkiye'den!
Evet,Yachts dergisinin Emirates editionı geçtiğimiz ay,Türkiye'deki tersaneler hakkında ciddi bir araştırma yaptı ve bu verilerde o makaleden...
Bu sektörde son yıllardaki en büyük rakibi Çin'e coğrafi konumu dolayısıyla fark atan Türkiye,artık olağanüstü işçilik ve proje takibi güvenilirliği ile,sadece 'marka'ya fazladan para vermek istemeyen tekne sahiplerine hitap ediyor...Bu tabi teknelerin Türkiye'de çok düşük fiyata yapılıyor olduğu fikrini aklınıza getirmesin,kalite hiçbir zaman ucuza malolmaz!Malzeme ve ekipmanları Avrupa ile hemen hemen aynı fiyata sağlayan Türkiye'de fark eden işçilik masrafları,gene de çok ucuz olmamasına rağmen bir teknenin total costunda uluslarası ünde tersanelere kıyasla % 18-25 arası kar sağlanıyor,söz konusu milyon dolarlar olunca da bu ciddi bir fark demek!
Şu bir gerçek ki örneğin Hollandalı Feadship gibi bir tersanenin isim prestiji ve uçlardaki malzeme ve işçilik kalitesiyle kıyaslanamaz ama aynı ebattaki bir tekne bazen bu tarz piramidin en yüksek noktasındaki tersanelerle kıyaslanınca maliyet farkı %50yi bile bulabiliyor!Kalitede bir çok İtalyan tersanenin standardı,işletme,süpervizörlük ve kullanılan ekipmanlar alanında da bir çok kuzey Avrupa ülkesi tersanesinin seviyesi yakalanmış durumda olarak yorumlanıyoruz dışarıdan bakılınca...
Sözünü ettiğim tersanelerin büyük çoğunluğu hepimizin bildiği gibi Antalya ve Kocaeli Serbest Bölgelerinde ve Tuzla'da tabiki,Peki acaba en önde duranlar hangileri?
İki yabancı uyruklu girişimci tarafından kurulan,100 metreye 16 metrelik holler şeklinde düzenlenmiş 2 adet imalat yeri,70 metreye 16 metre laboratuarvari boya atölyesi,yönetim ve tasarım ofisleri olmak üzere oldukça geniş bir alana konumlanmış olan Sunrise Yachts,46 metrelik Africa isimli ilk teknesini bu sene teslim etti.Profesyonel bir ekip biraraya gelince daha öncesine dair bir referansları olmamasını önemsemeyen tekne sahibi,böylelikle 4 yeni projeninde Sunrise için önünü açmış oldu ...Sadece yapım değil refit işi de alan firmanın Dubaiden bile tadilat siparişleri var!Duyduğum kadarıyla son imzalarını ise Bill Gates'in ortağı Paul Allen'ın teknesi Octopus'un da tasarımcısı olan Espen Oenio'nun dizayn edeceği 61 metrelik bir güzel için attılar.
Bu marketin en bilindik ve en eski isimlerinden Vicem Yachts şimdiye kadar geçtiğimiz 20 yıl içinde 4 metre ile 33 metre arası yaklaşık 150 tekne suya indirmiş.Şu andaysa Antalya tersanelerinde sürpriz bir kalıp duruyor,2011 ortasında teslim edilmek üzere başlanmış bir Mulder Design tasarımı teknenin dişi kalıbı(yukarıda görseli bulunan tasarım)!Böylece Vicem gene bir yeniliğe imza atmış oluyor zira o boyutta bir tekne kalıbı şu ana kadar pek eşine rastlanır birşey değildi,hatta bundan kısa süre öncesine kadar 10 metrelik kalıplar bile olağanüstü bir yenilik olarak algılanıyordu.
Tabi bu Vicem yön değiştirdi anlamına gelmiyor,klasik serilerinin üretimi hala devam etmekte,tersaneye girdiğinizde bir yanda teknolojinin son harikası üretim teknikleri,diğer yanda en geleneksel haliyle kurulmuş bir ahşap omurga sizi birarada karşılıyor.
Tabi ki,konstrüksiyon tekniği ne olursa olsun Vicem'de çıkan sonuçlar her zaman Creme De La Creme müşterilere hitap edebilecek mükemmeliyetçilikte kusursuz işler...
Hollanda bazlı Vitters Shipyard tarafından yönetilen Cyrus Yachts, şu anda üst kadroda çalışan Profesyonel Türk takımına yaklaşık 5 yıl Hollanda bazlı bir kadronun süpervizörlük yapması ve eğitim vermesi sonucunda,dümeni tamamen artık onlara emanet etmiş ve tersanede çalışan tek Hollandalı olarak sadece üretim müdürleri kalmış!
İlk teslimlerini 2006 yılında yapan firma,şu ana kadar 30 metre ve 42 metre arası üretimler yapmış,tabi bu arada Hollanda bazlı başka bir tersane tarafından yönetiliyor dedim ama firmanın sahipleri Türk yanlış anlaşılmasın:D
Fakat tasarımcı konusunda daha bir fırın ekmek yememiz gerektiği de bir gerçek...Teknelerin stylingini ve iç mekanları gene bir Hollandalı tasarımcı René van der Velden yapıyor zira,gemi inşa mühendisi de Piet van Oossanen...Elbette bizim ülkemizde de ciddi anlamda styling yapan tasarımcılar var fakat ya bir elin parmakları ile sayılır veyahut gerek kendini tanıtamamak,gerek doğru zamanda doğru yerde olamamak,gerek yaklaşım eksiklikleri sebebiyle bilinmiyorlar...
Cyrus ilk siparişinin ardından hep,bir tekne sahibinin bir diğerine kendilerini tavsiye etmeleriyle siparişlerini almış bu ana kadar.Gerekli referansı oluşturabilecek harika kalitede tekneler ortaya çıkardıktan sonra da artık doğal olarak,son derece iddialılar!...Ve geçiyoruz başka bir tersaneye...
İsviçre ve Avusturya arasında yer alan küçük bir devlet olan Liechtenstein bazlı Gentech Limited tarafından oluşturulan bir marka Soraya Yachts...Yaklaşık 50 taşeron firma ile çalışan Soraya Yachts'ın tersanesinde şu ana kadar Antalya'da üretilmiş en büyük konstrüksiyon 70 metre boy ile yapıma girmek üzere,bu proje ile 2010 Monaco Boat Show'da da büyük ses getiren Soraya'nın hangarlarından çıkmak üzere olan 46 metrelik hazırdaki güzellerinin teslim tarihi ise 2011 başı olarak belirlemiş...
Yukarıda inceleyebileceğiniz 70 metrelik yeni konstrüksiyonlarının ön güvertedeki hidrolik helikopter iniş alanından kıç güvertedeki beach clubına kadar tüm tasarımı önceki 46 metrede de olduğu gibi Azimut Magellano'nunda tasarımcısı olan Jure Bukavec'e ait!Bukavec'e ait 2005 yılında kurulan Uniellé designın elinden çıkan Soraya 46'nın iç mekan düzenlemeleri ise Slovak asıllı Aleš Bratina'dan...
Ve geldik ağır toplardan birine;otomotivdeki üretim tecrübelerinden yararlanarak megayat sektörüne çok değil daha 5-6 yıl önce adım atan Peri Yachts'ın daha o zamanlardan iddiası ve hedefi belliymiş...Genel Müdürleri olan ve aynı zamanda tasarımlarını Scaro Design adlı firması altında realize eden Selçuk Koçak'ın tabiriyle; 'Hem tasarım hem konstrüksiyonda birinci sınıf,dikkat çeken ve sadece birkaç tekne ürettikten sonra yokolup gitmeyecek bir uluslararası Türk markası yaratmak,genç dinamik ve hızlı bir takımla belirli tarzdaki teknelerle belli tarz müşterilere hitap etmek'
Bu yıla kadar 7 tekne teslim etmiş olan Peri Yachts'ın şu anda hangarında tam 4 konstrüksiyon aynı anda devam ediyor...ve Realize olmuş mükemmel teknelerinden biri;Peri 37
Şimdiye kadarki en büyük imalatları olan Peri 41'i ise bir Türk işadamı için hazırlıyorlar.Bu pek de sık görülür birşey değil zira ülkemizde üretilen teknelerin çoğu yabancı uyruklu müşterilere yani tekne sahiplerine gidiyor...Ve şimdiden müşteri adayları 55-60 metre modelleri için Peri üreticilerini zorlamaya başlamış bile,uluslarası markette uzay çağı çizgileri stylingi ve keskin iç mekanları ile dikkat çeken Peri Yachts'ın taleplere cevap verebilmek için üretim alanını genişletmek bir sonraki hedefi gibi...
Yıllardır bilinen ismiyle Notika,şimdiki TSMM Nedship,İstanbul geçmişli fakat Antalya'nın da en eskilerinden,şu anda 3 hangarla hizmet veren Nedship'in yayıldığı alan ise 25,000 m2.
Küçük ölçekli üretimcilerin eriyip gittiği 2008 krizinde elbette büyükler de ciddi darbeler almıştı,Nedship de o zamana kadar 350yi bulan çalışan sayısını oldukça azaltmak zorunda kaldı,fakat yine de geçtiğimiz yıl,21,35,5 ve 41 metre olmak üzere yabancı uyruklu müşterileri için 3 tekne suya indirdi ve sahiplerine teslim etti.
En gelişmiş üretim tekniklerini kendi tezgahlarında sunan Nedship'in ciddi anlamda güzel işler ortaya koyan birde tasarım ekibi var,bu da Türk ortaklı olsa da gene de yabancı tasarımcı ile çalışan tersanelerden onları ayıran bir özellik...
Devamında;
Dragos Yachts,CMB Yachts,Yachtley,Dunya Yachts,Proteksan,Nereids,Numarine,Bilgin Yachts,RMK ve Troy Marine Bölüm II de...
Evet,Yachts dergisinin Emirates editionı geçtiğimiz ay,Türkiye'deki tersaneler hakkında ciddi bir araştırma yaptı ve bu verilerde o makaleden...
Bu sektörde son yıllardaki en büyük rakibi Çin'e coğrafi konumu dolayısıyla fark atan Türkiye,artık olağanüstü işçilik ve proje takibi güvenilirliği ile,sadece 'marka'ya fazladan para vermek istemeyen tekne sahiplerine hitap ediyor...Bu tabi teknelerin Türkiye'de çok düşük fiyata yapılıyor olduğu fikrini aklınıza getirmesin,kalite hiçbir zaman ucuza malolmaz!Malzeme ve ekipmanları Avrupa ile hemen hemen aynı fiyata sağlayan Türkiye'de fark eden işçilik masrafları,gene de çok ucuz olmamasına rağmen bir teknenin total costunda uluslarası ünde tersanelere kıyasla % 18-25 arası kar sağlanıyor,söz konusu milyon dolarlar olunca da bu ciddi bir fark demek!
Şu bir gerçek ki örneğin Hollandalı Feadship gibi bir tersanenin isim prestiji ve uçlardaki malzeme ve işçilik kalitesiyle kıyaslanamaz ama aynı ebattaki bir tekne bazen bu tarz piramidin en yüksek noktasındaki tersanelerle kıyaslanınca maliyet farkı %50yi bile bulabiliyor!Kalitede bir çok İtalyan tersanenin standardı,işletme,süpervizörlük ve kullanılan ekipmanlar alanında da bir çok kuzey Avrupa ülkesi tersanesinin seviyesi yakalanmış durumda olarak yorumlanıyoruz dışarıdan bakılınca...
Sözünü ettiğim tersanelerin büyük çoğunluğu hepimizin bildiği gibi Antalya ve Kocaeli Serbest Bölgelerinde ve Tuzla'da tabiki,Peki acaba en önde duranlar hangileri?
- SUNRISE YACHTS-ANTALYA S. B.
İki yabancı uyruklu girişimci tarafından kurulan,100 metreye 16 metrelik holler şeklinde düzenlenmiş 2 adet imalat yeri,70 metreye 16 metre laboratuarvari boya atölyesi,yönetim ve tasarım ofisleri olmak üzere oldukça geniş bir alana konumlanmış olan Sunrise Yachts,46 metrelik Africa isimli ilk teknesini bu sene teslim etti.Profesyonel bir ekip biraraya gelince daha öncesine dair bir referansları olmamasını önemsemeyen tekne sahibi,böylelikle 4 yeni projeninde Sunrise için önünü açmış oldu ...Sadece yapım değil refit işi de alan firmanın Dubaiden bile tadilat siparişleri var!Duyduğum kadarıyla son imzalarını ise Bill Gates'in ortağı Paul Allen'ın teknesi Octopus'un da tasarımcısı olan Espen Oenio'nun dizayn edeceği 61 metrelik bir güzel için attılar.
- VICEM YACHTS-TUZLA&ANTALYA S.B.
Bu marketin en bilindik ve en eski isimlerinden Vicem Yachts şimdiye kadar geçtiğimiz 20 yıl içinde 4 metre ile 33 metre arası yaklaşık 150 tekne suya indirmiş.Şu andaysa Antalya tersanelerinde sürpriz bir kalıp duruyor,2011 ortasında teslim edilmek üzere başlanmış bir Mulder Design tasarımı teknenin dişi kalıbı(yukarıda görseli bulunan tasarım)!Böylece Vicem gene bir yeniliğe imza atmış oluyor zira o boyutta bir tekne kalıbı şu ana kadar pek eşine rastlanır birşey değildi,hatta bundan kısa süre öncesine kadar 10 metrelik kalıplar bile olağanüstü bir yenilik olarak algılanıyordu.
Tabi bu Vicem yön değiştirdi anlamına gelmiyor,klasik serilerinin üretimi hala devam etmekte,tersaneye girdiğinizde bir yanda teknolojinin son harikası üretim teknikleri,diğer yanda en geleneksel haliyle kurulmuş bir ahşap omurga sizi birarada karşılıyor.
Tabi ki,konstrüksiyon tekniği ne olursa olsun Vicem'de çıkan sonuçlar her zaman Creme De La Creme müşterilere hitap edebilecek mükemmeliyetçilikte kusursuz işler...
- CYRUS YACHTS-ANTALYA S.B.
Hollanda bazlı Vitters Shipyard tarafından yönetilen Cyrus Yachts, şu anda üst kadroda çalışan Profesyonel Türk takımına yaklaşık 5 yıl Hollanda bazlı bir kadronun süpervizörlük yapması ve eğitim vermesi sonucunda,dümeni tamamen artık onlara emanet etmiş ve tersanede çalışan tek Hollandalı olarak sadece üretim müdürleri kalmış!
İlk teslimlerini 2006 yılında yapan firma,şu ana kadar 30 metre ve 42 metre arası üretimler yapmış,tabi bu arada Hollanda bazlı başka bir tersane tarafından yönetiliyor dedim ama firmanın sahipleri Türk yanlış anlaşılmasın:D
Fakat tasarımcı konusunda daha bir fırın ekmek yememiz gerektiği de bir gerçek...Teknelerin stylingini ve iç mekanları gene bir Hollandalı tasarımcı René van der Velden yapıyor zira,gemi inşa mühendisi de Piet van Oossanen...Elbette bizim ülkemizde de ciddi anlamda styling yapan tasarımcılar var fakat ya bir elin parmakları ile sayılır veyahut gerek kendini tanıtamamak,gerek doğru zamanda doğru yerde olamamak,gerek yaklaşım eksiklikleri sebebiyle bilinmiyorlar...
Cyrus ilk siparişinin ardından hep,bir tekne sahibinin bir diğerine kendilerini tavsiye etmeleriyle siparişlerini almış bu ana kadar.Gerekli referansı oluşturabilecek harika kalitede tekneler ortaya çıkardıktan sonra da artık doğal olarak,son derece iddialılar!...Ve geçiyoruz başka bir tersaneye...
- SORAYA YACHTS-ANTALYA S.B.
İsviçre ve Avusturya arasında yer alan küçük bir devlet olan Liechtenstein bazlı Gentech Limited tarafından oluşturulan bir marka Soraya Yachts...Yaklaşık 50 taşeron firma ile çalışan Soraya Yachts'ın tersanesinde şu ana kadar Antalya'da üretilmiş en büyük konstrüksiyon 70 metre boy ile yapıma girmek üzere,bu proje ile 2010 Monaco Boat Show'da da büyük ses getiren Soraya'nın hangarlarından çıkmak üzere olan 46 metrelik hazırdaki güzellerinin teslim tarihi ise 2011 başı olarak belirlemiş...
Yukarıda inceleyebileceğiniz 70 metrelik yeni konstrüksiyonlarının ön güvertedeki hidrolik helikopter iniş alanından kıç güvertedeki beach clubına kadar tüm tasarımı önceki 46 metrede de olduğu gibi Azimut Magellano'nunda tasarımcısı olan Jure Bukavec'e ait!Bukavec'e ait 2005 yılında kurulan Uniellé designın elinden çıkan Soraya 46'nın iç mekan düzenlemeleri ise Slovak asıllı Aleš Bratina'dan...
- PERI YACHTS-ANTALYA S.B.
Ve geldik ağır toplardan birine;otomotivdeki üretim tecrübelerinden yararlanarak megayat sektörüne çok değil daha 5-6 yıl önce adım atan Peri Yachts'ın daha o zamanlardan iddiası ve hedefi belliymiş...Genel Müdürleri olan ve aynı zamanda tasarımlarını Scaro Design adlı firması altında realize eden Selçuk Koçak'ın tabiriyle; 'Hem tasarım hem konstrüksiyonda birinci sınıf,dikkat çeken ve sadece birkaç tekne ürettikten sonra yokolup gitmeyecek bir uluslararası Türk markası yaratmak,genç dinamik ve hızlı bir takımla belirli tarzdaki teknelerle belli tarz müşterilere hitap etmek'
Bu yıla kadar 7 tekne teslim etmiş olan Peri Yachts'ın şu anda hangarında tam 4 konstrüksiyon aynı anda devam ediyor...ve Realize olmuş mükemmel teknelerinden biri;Peri 37
Şimdiye kadarki en büyük imalatları olan Peri 41'i ise bir Türk işadamı için hazırlıyorlar.Bu pek de sık görülür birşey değil zira ülkemizde üretilen teknelerin çoğu yabancı uyruklu müşterilere yani tekne sahiplerine gidiyor...Ve şimdiden müşteri adayları 55-60 metre modelleri için Peri üreticilerini zorlamaya başlamış bile,uluslarası markette uzay çağı çizgileri stylingi ve keskin iç mekanları ile dikkat çeken Peri Yachts'ın taleplere cevap verebilmek için üretim alanını genişletmek bir sonraki hedefi gibi...
- NEDSHIP-ANTALYA S.B.
Yıllardır bilinen ismiyle Notika,şimdiki TSMM Nedship,İstanbul geçmişli fakat Antalya'nın da en eskilerinden,şu anda 3 hangarla hizmet veren Nedship'in yayıldığı alan ise 25,000 m2.
Küçük ölçekli üretimcilerin eriyip gittiği 2008 krizinde elbette büyükler de ciddi darbeler almıştı,Nedship de o zamana kadar 350yi bulan çalışan sayısını oldukça azaltmak zorunda kaldı,fakat yine de geçtiğimiz yıl,21,35,5 ve 41 metre olmak üzere yabancı uyruklu müşterileri için 3 tekne suya indirdi ve sahiplerine teslim etti.
En gelişmiş üretim tekniklerini kendi tezgahlarında sunan Nedship'in ciddi anlamda güzel işler ortaya koyan birde tasarım ekibi var,bu da Türk ortaklı olsa da gene de yabancı tasarımcı ile çalışan tersanelerden onları ayıran bir özellik...
Devamında;
Dragos Yachts,CMB Yachts,Yachtley,Dunya Yachts,Proteksan,Nereids,Numarine,Bilgin Yachts,RMK ve Troy Marine Bölüm II de...
21 Ekim 2010 Perşembe
BODRUM YACHT FESTIVAL PART II
Bodrum'da 16-20 Ekim tarihleri arasında düzenlenen Yat Festivaline katılan onlarca tekneden biri de Bodrum'un en kimlikli tatil kurumlarından Casa Dell'Arte'nin sahiplerine ait olan ve otelle aynı ismi taşıyan teknelerdi.Bunlardan biri 35 metre uzunluğunda,2009 yılında tamamlanmış olan Casa Dell'Arte II ve27 metre uzunluğunda 1987 yapımı olan ama 2010 da yani bu yıl refit görmüş Casa Dell Arte idi...Teknelerin imalatçı firması Ada Turizm ise yeni projelere imza atmak üzere son derece profesyonel bir tersane ekibi ile festivalde yerini almıştı...
Tabi bizim ilgi alanımız tekneler!A'dan Z'ye her türlü konfor detayı ve teknoloji düşünülerek tasarlanan teknelerin en önemli özelliği sahibinin sanat koleksiyonunda son derece değerli tablolar içeriyor olmasıydı:
Mekanın renklerine göre tablo sipariş verme eğilimlerinin yoğunlukta olduğu bir sektördeyiz malesef!Fakat bu harika teknelerde yaklaşım farklıydı.Sade ambiyansta ön plana çıkan dekor değil,sanat eserleriydi...
Teknelerin ikisinin de en avantajlı yanıysa,güverte alanlarının son derece geniş olması ve büyük sosyal organizasyonlarda da kullanılabilecek hacim sağlamasıydı...
En ağır topu en sona sakladım tabi ki! Geçtiğimiz yıllarda 50 metrelik schooner imalatlarıyla klasik yelkenli piyasasında uluslararası sükse yapan Ege Yat bu kez henüz bu yıl suya indirdiği 24 metrelik bir klasikle karşımızdaydı;Rosa'nın ikizi Diva!güverte üstü binası ve gövdesi beyaza boyalı tekne her ne kadar iç mekanlarında son derece klasik mobilya detayları ve parlak vernikli kiraz gibi vernik uygulaması içeriyor olsa da zemin de kullanılan daha açık ve daha az kızıl olan meşe patine seçimiyle hava biraz yumuşatılmıştı, ve tabi ki işçilik 10 üzerinden 10'du!
Evet bu mütevazı görünümlü klasik,az öne yukarıda ihtişamlı iç mekanlarını gördüğünüz tekne,tam bir sürpriz değilmi?
...Ve konforlu dış oturma grubundan bir bölüm.
Fuara katılan onlarca Ege bölgesi yapımı teknedeki profesyonel işçiliği gördükten sonra,sektörde gelinen son noktayı da incelemek istedim tabi,yeni yazım 'top 5 Türk tersanesi' olacak!
Tabi bizim ilgi alanımız tekneler!A'dan Z'ye her türlü konfor detayı ve teknoloji düşünülerek tasarlanan teknelerin en önemli özelliği sahibinin sanat koleksiyonunda son derece değerli tablolar içeriyor olmasıydı:
Mekanın renklerine göre tablo sipariş verme eğilimlerinin yoğunlukta olduğu bir sektördeyiz malesef!Fakat bu harika teknelerde yaklaşım farklıydı.Sade ambiyansta ön plana çıkan dekor değil,sanat eserleriydi...
Teknelerin ikisinin de en avantajlı yanıysa,güverte alanlarının son derece geniş olması ve büyük sosyal organizasyonlarda da kullanılabilecek hacim sağlamasıydı...
En ağır topu en sona sakladım tabi ki! Geçtiğimiz yıllarda 50 metrelik schooner imalatlarıyla klasik yelkenli piyasasında uluslararası sükse yapan Ege Yat bu kez henüz bu yıl suya indirdiği 24 metrelik bir klasikle karşımızdaydı;Rosa'nın ikizi Diva!güverte üstü binası ve gövdesi beyaza boyalı tekne her ne kadar iç mekanlarında son derece klasik mobilya detayları ve parlak vernikli kiraz gibi vernik uygulaması içeriyor olsa da zemin de kullanılan daha açık ve daha az kızıl olan meşe patine seçimiyle hava biraz yumuşatılmıştı, ve tabi ki işçilik 10 üzerinden 10'du!
Evet bu mütevazı görünümlü klasik,az öne yukarıda ihtişamlı iç mekanlarını gördüğünüz tekne,tam bir sürpriz değilmi?
...Ve konforlu dış oturma grubundan bir bölüm.
Fuara katılan onlarca Ege bölgesi yapımı teknedeki profesyonel işçiliği gördükten sonra,sektörde gelinen son noktayı da incelemek istedim tabi,yeni yazım 'top 5 Türk tersanesi' olacak!
20 Ekim 2010 Çarşamba
2010 BODRUM YAT FESTİVALİ VE ŞAHANELERİ
Çoğunluğu Bodrum Tersanelerinin elinden çıkmış maksimum 5 yaşında,minimumda henüz bu yaz suya inmiş teknelerin sergilendiği,ülkemizde V.I.P Charter sektöründe ciddi anlamda kaliteli hizmet verildiğini gözler önüne seren bir festival yaşandı Bodrum'da...
Festivalin en kıdemli teknesi,bu sene iç tasarımı tarafımdan yenilenen Yeşil Marmaris'in ayna kıçlarından Murat II idi,fakat onu gözlemlemek,yorumlamak başkalarına kalsın,ben hem tasarımcı,hem imalatçı hem de tekne tasarımcısı yetiştiren öncü bir gruba dahil bir öğretim görevlisi kimliğiyle en yenileri,en dikkat çekicileri,yıllardır önde duran veya henüz öne çıkanları paylaşıyorum!
Bilenler bilir,Bodrum'un tersane piyasasının en ağır toplarından biri Cobra Yachtingdir,bu sektörde 6 yıl kadar önce Dara Kırmızıtoprak'a tasarımını yaptırdıkları Cobra King isimli teknelerinin iç mekanların da,vernikli ağaç kullanımı yerine mat beyaz lake uygulamaları,naturel malzeme ve kumaş seçimleri sektörde çığır açmış ve innovatif kimliklerini konuşturarak bir adım öne geçmişlerdir...Kaldı ki bu piyasada tasarım kadar işçiliğinde etkisinin büyük olduğu bir gerçek,sözünü ettiğim tekneyle her ikisinden de tam puan alarak güvenini sabitleyen Cobra Yachting, Cobra Explorer konseptli trawler tipi imalatıyla sadece yelkenki değil motoryatlarda da iddialı olduğunu ispatlamıştı.Şimdi tekrar eski aşklarına geri dönmüş,gündemde bitmek üzere olan Cobra Sultan isimli yeni yelkenli imalatı vardı ve yepyeni tekne sahibi adayları için son derece hazır ve donanımlı bir ekip görüntüsü hakimdi standlarında!Cobra Sultanda cizim görselleriyle oldukça etkileyiciydi:
Cobra Yachting'in yanısıra,önceki yıl oldukça köklü İzmirli Levanten bir aileye yaptıkları Anabella adlı tekneyle adlarından en lüksler kategorisinde oldukça sözettiren,Bodrum'un gulet profesörlerinden Erol Ağan'ın da şahsi olarak orada bulunduğu Ağanlar Tersanesi standı ve tabi ki genelde İtalyanlarla iş yapan ve daha henüz yeni bir imalat teslim etmiş olan Begüm Yachting öne çıkan broker gözdelerindendi...
Bir de bu işe ilk şahsi zevk için başlayan,daha sonra teknesini kullanmadığı vakitlerde charter piyasasına kazandıran,sonra da sahne tozu yutmuş misali imalat işinden vageçemeyip,ya başkalarına siparişe başlayan ya da kendi charter teknelerine yenilerini ekleyen grubun yeni imalatları sergilendi,fakat tasarım olarak çok değişik birşey yoktu.
Styling anlamında en yenilikçi kimlik sahibi olan tekne Kerim Acar tasarımı olan ATM Yachting'in 2006 yapımı Ladies First'ü idi.
Güverte üstü binasının eski amerikan arabalarını andıran formu büyüleyiciydi fakat gelgelelim salon alanında içeri girer girmez yaşadığınız basık etki bu büyüleyici formun tatsız bir sonucu idi...Bir performans teknesi olarak özellikle böyle basık tasarlanmış olsa itirazım olmaz zaten buna,fakat beni gezdiren mürettebattan öğrendiğim kadarıyla bu iddia da yapılmamıştı tekne...
Tabi herkes için değil,benim gibi averaj üstü uzunlukta insanlar için rahatsızlık verici,gene de dışarıdaki o havalı form dursun,salonda sıkışıp oturmaya razıyım diyorum ve kabinlere geciyorum
Görüldüğü üzere kabinlerde bu problem asla yok,son teknoloji ürünlerinin kullanıldığı kamaralar gayet konforluydu,özellikle de baş altına yakın bir sauna banyo ile sonlandıran master cabin!
Tekrar teknenin içinden dışına çıkalım,bombeli güverte üstü binanın verdiği avantaj yelken vinci gibi aksamların son derece estetik bir formda oturtulmasını sağlamıştı...
ve bombenin organik formunun ikinci boyutta kalmadığını,tasarımın ne denli 3. boyuta çıktığını gösteren bir detay daha:
Dört yaşını doldurmuş olmasına rağmen son derece orijinal ve bakımlı görünen Ladies First'ün ardından gelelim ATM Yachtingin daha genç olan 2. teknesi Portobello'ya...
Festivalin en kıdemli teknesi,bu sene iç tasarımı tarafımdan yenilenen Yeşil Marmaris'in ayna kıçlarından Murat II idi,fakat onu gözlemlemek,yorumlamak başkalarına kalsın,ben hem tasarımcı,hem imalatçı hem de tekne tasarımcısı yetiştiren öncü bir gruba dahil bir öğretim görevlisi kimliğiyle en yenileri,en dikkat çekicileri,yıllardır önde duran veya henüz öne çıkanları paylaşıyorum!
Bilenler bilir,Bodrum'un tersane piyasasının en ağır toplarından biri Cobra Yachtingdir,bu sektörde 6 yıl kadar önce Dara Kırmızıtoprak'a tasarımını yaptırdıkları Cobra King isimli teknelerinin iç mekanların da,vernikli ağaç kullanımı yerine mat beyaz lake uygulamaları,naturel malzeme ve kumaş seçimleri sektörde çığır açmış ve innovatif kimliklerini konuşturarak bir adım öne geçmişlerdir...Kaldı ki bu piyasada tasarım kadar işçiliğinde etkisinin büyük olduğu bir gerçek,sözünü ettiğim tekneyle her ikisinden de tam puan alarak güvenini sabitleyen Cobra Yachting, Cobra Explorer konseptli trawler tipi imalatıyla sadece yelkenki değil motoryatlarda da iddialı olduğunu ispatlamıştı.Şimdi tekrar eski aşklarına geri dönmüş,gündemde bitmek üzere olan Cobra Sultan isimli yeni yelkenli imalatı vardı ve yepyeni tekne sahibi adayları için son derece hazır ve donanımlı bir ekip görüntüsü hakimdi standlarında!Cobra Sultanda cizim görselleriyle oldukça etkileyiciydi:
Cobra Yachting'in yanısıra,önceki yıl oldukça köklü İzmirli Levanten bir aileye yaptıkları Anabella adlı tekneyle adlarından en lüksler kategorisinde oldukça sözettiren,Bodrum'un gulet profesörlerinden Erol Ağan'ın da şahsi olarak orada bulunduğu Ağanlar Tersanesi standı ve tabi ki genelde İtalyanlarla iş yapan ve daha henüz yeni bir imalat teslim etmiş olan Begüm Yachting öne çıkan broker gözdelerindendi...
Bir de bu işe ilk şahsi zevk için başlayan,daha sonra teknesini kullanmadığı vakitlerde charter piyasasına kazandıran,sonra da sahne tozu yutmuş misali imalat işinden vageçemeyip,ya başkalarına siparişe başlayan ya da kendi charter teknelerine yenilerini ekleyen grubun yeni imalatları sergilendi,fakat tasarım olarak çok değişik birşey yoktu.
Güverte üstü binasının eski amerikan arabalarını andıran formu büyüleyiciydi fakat gelgelelim salon alanında içeri girer girmez yaşadığınız basık etki bu büyüleyici formun tatsız bir sonucu idi...Bir performans teknesi olarak özellikle böyle basık tasarlanmış olsa itirazım olmaz zaten buna,fakat beni gezdiren mürettebattan öğrendiğim kadarıyla bu iddia da yapılmamıştı tekne...
Tabi herkes için değil,benim gibi averaj üstü uzunlukta insanlar için rahatsızlık verici,gene de dışarıdaki o havalı form dursun,salonda sıkışıp oturmaya razıyım diyorum ve kabinlere geciyorum
Görüldüğü üzere kabinlerde bu problem asla yok,son teknoloji ürünlerinin kullanıldığı kamaralar gayet konforluydu,özellikle de baş altına yakın bir sauna banyo ile sonlandıran master cabin!
Tekrar teknenin içinden dışına çıkalım,bombeli güverte üstü binanın verdiği avantaj yelken vinci gibi aksamların son derece estetik bir formda oturtulmasını sağlamıştı...
ve bombenin organik formunun ikinci boyutta kalmadığını,tasarımın ne denli 3. boyuta çıktığını gösteren bir detay daha:
Dört yaşını doldurmuş olmasına rağmen son derece orijinal ve bakımlı görünen Ladies First'ün ardından gelelim ATM Yachtingin daha genç olan 2. teknesi Portobello'ya...
27 metre olan ve ablasına göre daha klasik bir stylingi olan Portobello'nun güverte üstü detaylarıda oldukça dikkat çekici idi;kıçta değilde orta da yer alan dış oturma grubu ve onu örten bombeli çatısı gibi...Tiklerin o bombeye uyumlu birşekilde kavisle oturma grubunun gölegeliğine yerleşimiyse takdire şayan bir işçilik sergiliyordu!
Bodrum'da imal edilmiş bir yerli tersane yapımı ve tasarımı olarak beklentilerin çok çok üstünde değilmi?Son 5 yıl itibariyle Bodrum da artık Tuzla ve Antalya ile yarışır hale geldi,tersaneler uluslarası müşterileri son derece tatmin ediyor...Tabi bizi ucuz işçilik olarak gören değil de kalitenin bir bedeli olduğunu bilen uluslarası müşteriler için...
Ve teknenin iç mekanlarına,kısa bir bakış atalım,son derece sade ve klas bir ambiyansta düzenlenmiş iç mekanlarda da işçilik kalitesi,elegan seçimler ve fonksiyonel çözümler tam anlamıyla göz dolduruyordu...
Portofisco'nun ardından ölçülerimizi biraz genişletiyoruz ve 36 metrelik Tiger'a geçiyoruz!
Bu teknenin imalatçısı Mastori Yachts ekibi alaylı değil okullu ve ciddi anlamda bu işe gönül vermiş isimler,bunun en büyük kanıtı ise styling ve dış tasarımını Maltese Falcon'un da iç mekan tasarımcısı olan Ken Freivokh'a ait olan Tiger'ı gözlerini kırpmadan okul projesi olarak öğrencilere yeniden iç mekan tasarımını düzenlemeleri için tüm exclusive çizimleri ile vermeleri...Evet,bu teknenin iç mekan tasarımı İzmir Ekonomi Üniversitesi'nin 3. sınıf bahar dönemi tasarım stüdyosu için 2008-2009 öğretim yılında konu olarak verilmiş ve ciddi anlamda başarılı projeler ortaya çıkmıştı...Peki acaba tekne nasıl adına yakışır bir tasarımmı?kesinlikle evet!İşte vahşi hatlarıyla Tiger:
İç Mekanlarında son derece minimal ve sıcak seçimler yapılmış olan Tiger'ın benzerlerinden ayıran en önemli özelliği,ayna kıç olmasına rağmen kıç tarafında kabin olmaması ve aksine tender,jet ski gibi ulaşım ve eglence araclarinin yerlestirildigi bir lazarette olmasi ve kapağının açıldığında yüzme platformu haline gelmesi...innovatif ve fonksiyonel bir çözüm tabi -söz konusu Ken Freivokh olunca aksini düşünmekte olmazdı sanırım...
Festival'in diğer imalatçıları ve tekneleri is yarın;Part II'da! ;))
Kaydol:
Yorumlar (Atom)





















































