Festivalin en kıdemli teknesi,bu sene iç tasarımı tarafımdan yenilenen Yeşil Marmaris'in ayna kıçlarından Murat II idi,fakat onu gözlemlemek,yorumlamak başkalarına kalsın,ben hem tasarımcı,hem imalatçı hem de tekne tasarımcısı yetiştiren öncü bir gruba dahil bir öğretim görevlisi kimliğiyle en yenileri,en dikkat çekicileri,yıllardır önde duran veya henüz öne çıkanları paylaşıyorum!
Bilenler bilir,Bodrum'un tersane piyasasının en ağır toplarından biri Cobra Yachtingdir,bu sektörde 6 yıl kadar önce Dara Kırmızıtoprak'a tasarımını yaptırdıkları Cobra King isimli teknelerinin iç mekanların da,vernikli ağaç kullanımı yerine mat beyaz lake uygulamaları,naturel malzeme ve kumaş seçimleri sektörde çığır açmış ve innovatif kimliklerini konuşturarak bir adım öne geçmişlerdir...Kaldı ki bu piyasada tasarım kadar işçiliğinde etkisinin büyük olduğu bir gerçek,sözünü ettiğim tekneyle her ikisinden de tam puan alarak güvenini sabitleyen Cobra Yachting, Cobra Explorer konseptli trawler tipi imalatıyla sadece yelkenki değil motoryatlarda da iddialı olduğunu ispatlamıştı.Şimdi tekrar eski aşklarına geri dönmüş,gündemde bitmek üzere olan Cobra Sultan isimli yeni yelkenli imalatı vardı ve yepyeni tekne sahibi adayları için son derece hazır ve donanımlı bir ekip görüntüsü hakimdi standlarında!Cobra Sultanda cizim görselleriyle oldukça etkileyiciydi:
Cobra Yachting'in yanısıra,önceki yıl oldukça köklü İzmirli Levanten bir aileye yaptıkları Anabella adlı tekneyle adlarından en lüksler kategorisinde oldukça sözettiren,Bodrum'un gulet profesörlerinden Erol Ağan'ın da şahsi olarak orada bulunduğu Ağanlar Tersanesi standı ve tabi ki genelde İtalyanlarla iş yapan ve daha henüz yeni bir imalat teslim etmiş olan Begüm Yachting öne çıkan broker gözdelerindendi...
Bir de bu işe ilk şahsi zevk için başlayan,daha sonra teknesini kullanmadığı vakitlerde charter piyasasına kazandıran,sonra da sahne tozu yutmuş misali imalat işinden vageçemeyip,ya başkalarına siparişe başlayan ya da kendi charter teknelerine yenilerini ekleyen grubun yeni imalatları sergilendi,fakat tasarım olarak çok değişik birşey yoktu.
Güverte üstü binasının eski amerikan arabalarını andıran formu büyüleyiciydi fakat gelgelelim salon alanında içeri girer girmez yaşadığınız basık etki bu büyüleyici formun tatsız bir sonucu idi...Bir performans teknesi olarak özellikle böyle basık tasarlanmış olsa itirazım olmaz zaten buna,fakat beni gezdiren mürettebattan öğrendiğim kadarıyla bu iddia da yapılmamıştı tekne...
Tabi herkes için değil,benim gibi averaj üstü uzunlukta insanlar için rahatsızlık verici,gene de dışarıdaki o havalı form dursun,salonda sıkışıp oturmaya razıyım diyorum ve kabinlere geciyorum
Görüldüğü üzere kabinlerde bu problem asla yok,son teknoloji ürünlerinin kullanıldığı kamaralar gayet konforluydu,özellikle de baş altına yakın bir sauna banyo ile sonlandıran master cabin!
Tekrar teknenin içinden dışına çıkalım,bombeli güverte üstü binanın verdiği avantaj yelken vinci gibi aksamların son derece estetik bir formda oturtulmasını sağlamıştı...
ve bombenin organik formunun ikinci boyutta kalmadığını,tasarımın ne denli 3. boyuta çıktığını gösteren bir detay daha:
Dört yaşını doldurmuş olmasına rağmen son derece orijinal ve bakımlı görünen Ladies First'ün ardından gelelim ATM Yachtingin daha genç olan 2. teknesi Portobello'ya...
27 metre olan ve ablasına göre daha klasik bir stylingi olan Portobello'nun güverte üstü detaylarıda oldukça dikkat çekici idi;kıçta değilde orta da yer alan dış oturma grubu ve onu örten bombeli çatısı gibi...Tiklerin o bombeye uyumlu birşekilde kavisle oturma grubunun gölegeliğine yerleşimiyse takdire şayan bir işçilik sergiliyordu!
Bodrum'da imal edilmiş bir yerli tersane yapımı ve tasarımı olarak beklentilerin çok çok üstünde değilmi?Son 5 yıl itibariyle Bodrum da artık Tuzla ve Antalya ile yarışır hale geldi,tersaneler uluslarası müşterileri son derece tatmin ediyor...Tabi bizi ucuz işçilik olarak gören değil de kalitenin bir bedeli olduğunu bilen uluslarası müşteriler için...
Ve teknenin iç mekanlarına,kısa bir bakış atalım,son derece sade ve klas bir ambiyansta düzenlenmiş iç mekanlarda da işçilik kalitesi,elegan seçimler ve fonksiyonel çözümler tam anlamıyla göz dolduruyordu...
Portofisco'nun ardından ölçülerimizi biraz genişletiyoruz ve 36 metrelik Tiger'a geçiyoruz!
Bu teknenin imalatçısı Mastori Yachts ekibi alaylı değil okullu ve ciddi anlamda bu işe gönül vermiş isimler,bunun en büyük kanıtı ise styling ve dış tasarımını Maltese Falcon'un da iç mekan tasarımcısı olan Ken Freivokh'a ait olan Tiger'ı gözlerini kırpmadan okul projesi olarak öğrencilere yeniden iç mekan tasarımını düzenlemeleri için tüm exclusive çizimleri ile vermeleri...Evet,bu teknenin iç mekan tasarımı İzmir Ekonomi Üniversitesi'nin 3. sınıf bahar dönemi tasarım stüdyosu için 2008-2009 öğretim yılında konu olarak verilmiş ve ciddi anlamda başarılı projeler ortaya çıkmıştı...Peki acaba tekne nasıl adına yakışır bir tasarımmı?kesinlikle evet!İşte vahşi hatlarıyla Tiger:
İç Mekanlarında son derece minimal ve sıcak seçimler yapılmış olan Tiger'ın benzerlerinden ayıran en önemli özelliği,ayna kıç olmasına rağmen kıç tarafında kabin olmaması ve aksine tender,jet ski gibi ulaşım ve eglence araclarinin yerlestirildigi bir lazarette olmasi ve kapağının açıldığında yüzme platformu haline gelmesi...innovatif ve fonksiyonel bir çözüm tabi -söz konusu Ken Freivokh olunca aksini düşünmekte olmazdı sanırım...
Festival'in diğer imalatçıları ve tekneleri is yarın;Part II'da! ;))








Hiç yorum yok:
Yorum Gönder