Bodrum'da 16-20 Ekim tarihleri arasında düzenlenen Yat Festivaline katılan onlarca tekneden biri de Bodrum'un en kimlikli tatil kurumlarından Casa Dell'Arte'nin sahiplerine ait olan ve otelle aynı ismi taşıyan teknelerdi.Bunlardan biri 35 metre uzunluğunda,2009 yılında tamamlanmış olan Casa Dell'Arte II ve27 metre uzunluğunda 1987 yapımı olan ama 2010 da yani bu yıl refit görmüş Casa Dell Arte idi...Teknelerin imalatçı firması Ada Turizm ise yeni projelere imza atmak üzere son derece profesyonel bir tersane ekibi ile festivalde yerini almıştı...
Tabi bizim ilgi alanımız tekneler!A'dan Z'ye her türlü konfor detayı ve teknoloji düşünülerek tasarlanan teknelerin en önemli özelliği sahibinin sanat koleksiyonunda son derece değerli tablolar içeriyor olmasıydı:
Mekanın renklerine göre tablo sipariş verme eğilimlerinin yoğunlukta olduğu bir sektördeyiz malesef!Fakat bu harika teknelerde yaklaşım farklıydı.Sade ambiyansta ön plana çıkan dekor değil,sanat eserleriydi...
Teknelerin ikisinin de en avantajlı yanıysa,güverte alanlarının son derece geniş olması ve büyük sosyal organizasyonlarda da kullanılabilecek hacim sağlamasıydı...
En ağır topu en sona sakladım tabi ki! Geçtiğimiz yıllarda 50 metrelik schooner imalatlarıyla klasik yelkenli piyasasında uluslararası sükse yapan Ege Yat bu kez henüz bu yıl suya indirdiği 24 metrelik bir klasikle karşımızdaydı;Rosa'nın ikizi Diva!güverte üstü binası ve gövdesi beyaza boyalı tekne her ne kadar iç mekanlarında son derece klasik mobilya detayları ve parlak vernikli kiraz gibi vernik uygulaması içeriyor olsa da zemin de kullanılan daha açık ve daha az kızıl olan meşe patine seçimiyle hava biraz yumuşatılmıştı, ve tabi ki işçilik 10 üzerinden 10'du!
Evet bu mütevazı görünümlü klasik,az öne yukarıda ihtişamlı iç mekanlarını gördüğünüz tekne,tam bir sürpriz değilmi?
...Ve konforlu dış oturma grubundan bir bölüm.
Fuara katılan onlarca Ege bölgesi yapımı teknedeki profesyonel işçiliği gördükten sonra,sektörde gelinen son noktayı da incelemek istedim tabi,yeni yazım 'top 5 Türk tersanesi' olacak!







Festivalde en çok Cobra'yı beğendim galiba; içerideki ahşap seçimi ve minimal çizgileri insanın içini ferahlatıyor ve de 'lüks de lüks' diye göze sokulmuyor! Bir gün sahibi de olabilmek dileğiyle:))
YanıtlaSil